Küresel enerji krizi yeni zamların habercisi mi?

8.10.2021

Türkiye’nin ithalatının oldukça önemli bir kısmını enerji ithalatı oluşturuyor. TUİK tarafından açıklanan son verilere göre 2021 yılında Ocak-Ağustos dönemini kapsayan dönemde enerji ithalat faturası toplam ithalatın yüzde 16’lık kısmını oluşturuyor.


TUİK’in ağustos verilerine göre ağustos ayında enerji ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 104 oranında artış göstererek 4,3 milyar dolar oldu. 2021 yılının ilk 8 aylık döneminde 27 milyar dolar olan enerji ithalatı faturası aylık ortalamada 3.3 milyar dolara denk gelirken 4.3 milyar doların bu 8 aylık ortalamanın üzerinde gerçekleştiğini gördüğümüzde durum biraz daha netleşiyor. Eylül – Aralık dönemini kapsayan 4 aylık döneme ilişkin de bir tahminde bulunacak olursak. İyi ihtimalle ilk sekiz aylık ortalamanın yılın son 4 aylık döneminde gerçekleşeceğini hesap ettiğimizde yıllık toplam enerji ithalat faturası 40 milyar doların üzerine çıkmış olacak. 2019 yılında 40 milyar dolar olarak gerçekleşmiş enerji ithalat faturası bu iyi ihtimal hesabına göre 2021 yılında daha yüksek tutarda gerçekleşmiş olacak.

Küresel ekonomilerde de şu anda yüksek derecede bir enerji sorunu yaşanıyor. Bu durum da şüphesiz bu küresel dünya içerisinde Türkiye’yi de etkisi altına almış durumda.

2020 yılında kovid-19 kaynaklı pandemi ortamında ekonomik aktivitenin durma noktasına gelmesi ile birlikte enerji kullanımları da çok aşağı seviyelere kadar indi. Birçok Avrupa ülkesi aslında kapanmalarda bu konuda tasarruf da yapmış oldu. Başlıca kapanma nedeni elbette ki salgının yayılmasını önlemekti. Ancak bunun yanında salgının etkilerinin ortadan kalkacağı dönem geldiğinde talebin birdenbire artacağını düşünen bu ülkeler kapanmaları tasarruf yapmak için de iyi bir fırsat olarak değerlendirdiler.

2020 yılında Avrupa’da enerji tüketimi yüzde 11 oranında geriledi. Türkiye’de ise bu gerileme yüzde 3 oranında gerçekleşti. Buradan ortaya çıkıyor ki kapanmaları her ne kadar ticareti durma noktasına getirmesi açısından tasvip etmesek de enerji kullanımı açısından ülkemizde bir tasarruf kalemi olarak gündeme gelemedi.

Biraz daha geriye gittiğimizde de 10 yıllık dönem içerisinde kişi başına düşen enerji kullanımı Türkiye’de yüzde 3’e yakın bir oranda artış göstermiş durumda. Avrupa’da bu oranın düşmekte olduğunu görürken Kuzey Amerika ülkelerinde durum ise bizimle benzerlik gösteriyor.

Küresel enerji krizinin arkasında birçok sebepten başlıcaları şu şekilde listelenebilir:

1) Pandemi sonrasında artan talep doğrultusunda arzın bu talebi karşılayamaması ve arz talep dengesindeki bozulma nedeniyle ortaya çıkan fiyat artışları.

2) İklim değişikliği nedeniyle ortalamalardan daha sıcak geçen yaz aylarında soğutma sistemlerinin aşırı çalışması ve beklenenden soğuk geçmesi tahmin edilen kış aylarında soğutma sistemlerinin aşırı enerji sarfiyatı yaratacak olması.

3) OPEC’in petrol üretimini her ay bazında günlük 400bin varil seviyesinde tutma kararı ve piyasalardaki spekülatif hareketler sonucu petrolün varil fiyatının 90 dolarlara çıkacağı beklentileri.

4) Kuzey denizi rüzgarlarının ortalamalardan daha yavaş esmesi, Rusya’dan doğalgaz tedariki konusunda sıkıntılar yaşanmasına dair endişeler.

Önümüzde normalden daha soğuk geçmesi beklenen kış aylarında da ısıtma sistemlerinin daha fazla enerji sarfiyatına yol açması bekleniyor. Bu durum karşısında enerji ihraç eden ülkeler de önceliği kendi yurtiçi taleplerine önceliği vermek konusunda bir politika izlemek yolunda planlarını yapıyorlar.

Zamlar açısından baktığımızda BOTAŞ’ın doğalgaz tarifesi 3 ayda yüzde 59 oranında zamlandı. Elektrik üreticilerine uygulanan tarifedeki 12 aylık artış da yüzde 95 oranında gerçekleşti. İngiltere, İspanya, Fransa’da ise nerdeyse tüm zamanların en yüksek fiyat tarifelerinin uygulanmakta olduğunu görüyoruz.

2021 yılının muhtemel enerji ithalat faturasına baktığımızda bu faturanın ödenebilmesi için de muhtemelen yılın geri kalan kısmında birtakım ilave zamların gelmesi beklenebilir.

Bu ilave zamların gelmeme ihtimali açısından iyi haber de merkezi kamu bütçe açığının şu anda 2020 yılına göre daha iyi performans sergiliyor olmasında yatıyor. 2020 yılının Ocak – Ağustos döneminde kümülatif olarak 100 milyar ekside olan bütçe şu anda eksi 37 milyar seviyesinde. Rakamsal olarak bu durum var evet ama bir yandan da vergi gelirleri içerisinde büyük paya sahip özel tüketim vergisinin alt kalemleri arasında yer alan unsurlara da bakmak gerekebilir. Bu tarafta motorlu araçlar üzerine ilave vergi koymak için yer yok ancak tütün mamüllerine bu yıl bir zam gelme durumu söz konusu olabilir.

Diğer taraftan dolar kurunun gelmiş olduğu seviye de hem toplam ithalatın hem de enerji ithalatının faturasının yüksek olmasında çok büyük etken. TL’nin değeri zayıfladıkça enerji ithalatının yarattığı sıkıntı da bütçeye darbe vuruyor. TL değer kaybettikçe olası 40 milyar dolar üzerinde gerçekleşecek enerji ithalatının kur etkisi dahil etkisi daha da büyük yaralar açacak görünüyor. İşte burada da TL’de fiyat istikrarının sağlanmasının ne derece önemli olduğu bir kez daha su yüzüne çıkmış oluyor.

Son olarak da enflasyon açısından bakacak olursak küresel enerji fiyatlarının bu derece yüksek seyretmesi içeride enflasyonun da en büyük tetikleyicilerinden bir tanesi durumunda. Son zam ile üretici fiyatları üzerine binecek bu etki önümüzdeki aylarda tüketici fiyatları tarafında da etkisini gösterecek. Çekirdek enflasyon tarafını gösterge alan ekonomi politika yönetimi ise manşet enflasyona bakmadan faiz politikasını yönlendirmeye devam ederse kurdaki artışlar enerji ithalatından kaynaklı yüksek maliyetin daha da artmasına sebebiyet verecektir.

bigpara-mobil.png
 

Hisse Başarıyla eklendi