Küresel Ekonomide Büyüme Nasıl Yorumlanmalı?

4.9.2021

Geçtiğimiz hafta ülkemizde 2021 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamları açıklandı.


Açıklanan rakamlara göre Türkiye 2021 yılının ilk çeyreğinde önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21.7 oranında artış gösterdi. 2021 yılının ilk çeyreğindeki büyüme ise yine önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7.1 oranında artmıştı. Ekonomik büyüme ile ilgili Hürriyet TV Ekonomi Sözlüğü’nde bu konuda çektiğimiz videoya da burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

İlk çeyrek büyümesindeki artış yüzde 7.1 iken nasıl oldu da ikinci çeyrekte birden yüzde 21.7 gibi artış oldu? Bunu merak edenler olabilir. Birçok ekonomik göstergenin arkasındaki temel faktör aslında burada da kendisini gösterdi. Kovid-19 salgını. Geçtiğimiz sene 2020 yılının ikinci çeyreği ile birlikte etkisini göstermeye başlayan Kovid-19 salgını neticesinde birçok üretim tesisi faaliyetlerine ara verdiği için ekonomik aktivite nerdeyse durma noktasına gelmişti. Şu anda içinde bulunduğumuz dönemde de ekonomik aktivite tam olarak değilse bile, tamamına yakın şekilde eski haline dönmeye çok yakın. İşte ekonomik aktivitenin olmadığı dönem ile aktivitenin olduğu iki dönemin karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkan bu yüzde 21.7 büyüme oranı çok da şaşılacak bir sonuç değil.

Peki dünyaya bakalım, küresel ekonomilerde de benzer bir durum söz konusu mu?

G20 ülkelerine baktığımızda Türkiye en iyi performansı gösteren ikinci ülke konumunda. İlk sırada yüzde 22.2 oranı ile İngiltere bulunuyor. İngiltere tarafında da benzer bir durum söz konusu ve  Kovid-19 salgını kaynaklı bir baz etkisi nedeniyle kısıtlayıcı önlemlerin gevşetilmesinin ardından ekonominin yeniden açılmasını yansıtan, kaydedilen en hızlı genişleme hızı olarak kayıtlara geçti. Büyümenin alt kalemlerinde hane halkı tüketimi yüzde 20,5; sabit yatırım yüzde 21,4 ; devlet harcamaları 32.9 oranında artış sergiledi. Öte yandan Almanya, Rusya, Fransa, İtalya, Çin gibi G20 kapsamındaki önemli ülke ekonomileri de 2021 yılının ikinci çeyreğinde sırasıyla yüzdesel olarak 9,4; 10,3; 18,7; 17,3 ve 7,9 oranında gerçekleşti.

Burada merak uyandırabilecek durum Çin’e gerçekleşen büyümenin neden tek haneli seviyede kaldığı olabilir. Dünyanın en hızlı büyüyen ve en üretken ekonomisinin büyüme rakamının tek hanede kalması ilk bakışta ilginç görünüyor. Hatırlayacak olursak salgının etkilerinden ilk kurtulmaya yakın ülkelerin başında Çin gösterilmekteydi. Öyle de oldu. Çin yukarıdaki örneklere benzer nitelikteki büyümesini 2021 yılının ilk çeyreğinde yüzde 18.3 oranında göstermişti. Yani büyüme baz etkisini Çin zaten bu yılın ilk çeyreğinde yaşamıştı. Salgın etkilerinden nispeten daha geç çıkan diğer Asya ülkeleri arasında yer alan Japonya 1 yıldan fazla bir zaman sonra ilk defa 2021 ikinci çeyreğinde pozitif bir ivme yakalayarak yüzde 7.5 oranında bir büyüme gerçekleştirdi. Öte yandan Asya kıtasında Hindistan, Singapur ve Filipinler sırasıyla 20,1; 14,7; 11,8 oranında çift haneli büyüme rakamları ile asıl baz etkisini 2021 yılı ikinci çeyreklik döneminde yaşadılar.

Avrupa tarafına baktığımızda da 2021 yılı ilk çeyreğinde eksi büyüme kaydeden birçok ülkenin 2021 yılı ikinci çeyreğinde bu durumu pozitife çevirdiğini görmekteyiz. Bu veriler bize Euro Bölgesi'nin yaralarını sarmaya 2021 yılının ikinci çeyreğinde başladığının ve 2020 yılı ilk çeyreğinde kovid-19 etkisini nasıl da zirvede yaşadığını hatırlatıyor. Euro bölgesinin başlıca üç büyük ekonomisi olan Almanya, Fransa ve İtalya 2021 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 9,4; 18,7; 17,3 oranında büyüme kaydettiler. 2021 ilk çeyreğinde ise bu oranlar yine aynı sırayla -3,1; 1,5; -0,7 şeklinde olmuştu. Euro Bölgesi ortalaması 2021 ilk çeyreğinde yüzde -1,3 daralırken 2021 ikinci çeyreğinde yüzde 13,6 büyürken AB ülkeleri büyümesi de 2021 yılı ilk çeyreğinde yüzde -1,3 oranında daralmaya kıyasla yılın ikinci çeyreğinde yüzde 13,2 oranında bir büyüme kaydettiler.

Sonuçta görüleceği üzere bu yılın ikinci çeyreğinde büyüme oranları küresel ekonomilerin genelinde çift haneli rakamlar olarak gerçekleşmiş vaziyette. Büyümenin ana unsurlarında genelde ortak nokta olarak hane halkı tüketimleri ve devlet harcamaları başı çekiyor. Sanayi kesimi üretim katkısı da var ancak asıl kaliteli büyümenin ardındaki etken olarak sanayi üretimini ilk sırada görmeyi bekleriz. Yılın ileriki dönemlerinde tüketimdeki artışların katkısı kısılarak sanıyorum ki üretim kaynaklı katkılar büyüme oranlarına daha fazla etki edecek. Ve büyümelerdeki asıl performansı ölçmek için 2020 yılına göre kıyaslamaların geçmesi gerekiyor çünkü 2020 yılı uzun zaman dilimli analizleri dip toplam veri analizini yanlış yorumlamamıza yol açabilir.

bigpara-mobil.png
 

Hisse Başarıyla eklendi