Yeni Ekonomi Programı Üzerine

3.10.2019

Yeni ekonomi programı (YEP) üzerine çok şey yazılıp çizildi; biz de eksik kalmayalım. Ne de olsa her yorumcudan edineceğiniz farklı perspektif açıları olacaktır.


Bu programın aslında her sene ekim ayının ilk haftasında üç yıllık plan şeklinde açıklanmaya başlaması mesleğimin yeni kıdemli olmaya başladığım zamanlarına denk geliyor. O zamanlar programın ismi OVP (Orta Vadeli Program) olarak geçiyordu. Üç seneyi kapsayacak şekilde temel makroekonomik büyüklüklere ilişkin resmi hedefleri ortaya koyuyordu. O zamanlar bu program DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) tarafından açıklanıyordu. Artık böyle bir kurum yok. Birçok işi Kalkınma Bakanlığı’na devredildi. Geçen sene Kalkınma Bakanlığı da değişti; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile birleştirilerek yeni ismi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı oldu. Devlet kurumu isimlerinin, yapılarının, faaliyet alanlarının bu kadar kısa bir süre içinde sık değiştirilmesi aslında birçok açıdan güven zedeleyici bir faktör olarak görülebilir. Hep konuştuğumuz yabancı kredi derecelendirme kuruluşlarının ülke notunu değerlendirirken göz önünde bulundurdukları konulardan bir tanesi “kurumsal sağlamlık” büyük önem atfediyor. Bu konu daha farklı bir yazının alanı, o yüzden gelelim yeni açıklanan ekonomi programını nasıl değerlendirdiğimize.

Yeni ekonomi programı neden önemli?

Yeni ekonomi programı sadece makroekonomik büyüklüklerdeki beklentileri veren bir doküman değil. Bunun arkasında:

1-Bütçe sürecini başlatan ve bütçe kaynak tahsisini yönlendiren bir program var. 
2-Kamudaki ve özel sektördeki şirketler için öngörülebilirliği artıran bir yol haritası var. 
3- O dönemi kapsayan bütçelerin hazırlanmasında belirleyici bir rol almak var. 
4- Karar alma ve uygulama sürecinde belirleyici olmak var.
 5-Küresel ve ulusal ekonomideki gelişmelerin analizine göre düzenlemeler var.
 6-Üç yıllık bir perspektif var.

Peki, açıklanan ve artık ismi yeni ekonomi programı olan planlar bahsettiğim bu faydaları sağlayabilmiş mi? 2018 yılı Ekim ayında yayımlanan üç yıllık YEP’i incelediğimizde; orada verilen makroekonomik beklentilere göre hazırlanmış olan bütçelerin ve planların yanılma paylarının çok yüksek olmuş olabileceğini izliyoruz. Zira geçtiğimiz yıl ekim ayında açıklanan YEP, 2019 yılına yüzde 2.3 oranında bir büyüme öngörüyordu. Bu gerçekleşmedi. Artık bu yılı çok daha düşük bir büyüme oranında, en fazla yüzde 0.5 oranında bir büyümeyle kapatmamız bekleniyor. 

Bu yıl açıklanan YEP diğerlerinden farklı olarak dengelenme sürecine ve Türkiye finansal piyasalarındaki normalizasyona değinerek başladı. Dengelenme süreci için de makroekonomik görünümdeki gidişat verildi. Bu, daha çok krizden toparlanma görünümü gösteren grafiklerle verildi. Finansal piyasalardaki normalizasyon için de Türkiye’de döviz kuru şoku yaşanan dönem olan 2018 yılı Ağustos ayından beri görülen gelişmelerin verilmesi oldukça anlaşılır.

Ancak YEP’de öngörülen 2020 yılı için yüzde 8.5 enflasyon, yüzde 5 büyüme, yüzde 1.2 cari işlemler açığı makroekonomik görünümüne ulaşmamız verilen sadece birkaç madde işareti zayıf kalmış görünüyor. Zira büyük bir çoğunluğun aklında, gelecek sene için yüzde 5 büyüme hedefinin tutturulabilmesi konusunda soru işaretleri var. Sadece yüklü faiz indirimleriyle ve kamu bankalarının kredi vermesini teşvik etme yoluyla 2020 yılında yüzde 5 gibi bir büyüme rakamını garantiye alabileceğimize kesin gözüyle bakmamız gerekiyor.  Böyle bir beklenti yanıltıcı olabilir. Ancak bu konu yakında çıkacak BigPara yazımın konusu olacak.

 

Hisse Başarıyla eklendi