Piyasalarda En Kötü Geride mi Kaldı?

30.10.2018

Yurt içi piyasalarda mart ayında başlayan satış baskısı ağustos ayına kadar devam etti. Bu süreçte BIST100 borsa endeksi 120 bin seviyesinden 85 bin seviyesine düşerek yüzde 30 değer kaybı gösterirken, Dolar kuru ise 3.80 TL seviyesinden 7.20 TL zirvesini görerek yüzde 89 yükseliş gösterdi.


Aynı dönemde 10 yıllık tahvil faizlerimiz ise yüzde 11.80 seviyesinden yüzde 22.50 seviyesine yükseldi. Enflasyon oranımızda yine aynı seviyelerden yüzde 24 düzeyine ulaştı. Söz konusu 6 aylık dönem finansal piyasalar açısından oldukça zor ve baskılı oldu. Yatırımcıların oldukça sıkıntı çektiği bir dönem diyebiliriz.

Ekim ayı sonu itibari ile Borsa endeksi düştüğü noktadan 93 bin seviyesine toparlanma gösterdi ve yüzde 9.4 iyileşme oluştu. Dolar kuru ise 5.66 TL seviyesine geriledi ve yüzde 21 oranında düzeltme yaptı. 10 yıllık tahvil faizleri ise yüzde 18.58 seviyesine geriledi. Yaraların bir kısmı sarılmış görünüyor, ancak gelecek döneme yönelik çok güçlü beklentiler bulunmuyor.

Yurtiçi piyasalar bu baskı altında kalırken, ABD S&P endeksi 2 bin 580 seviyesinden 2 bin 938 seviyesine yükselerek yüzde 14 prim gerçekleştirdi. Avrupa DAX endeksi ise zayıf kaldı ve 11 bin 750 seviyesinden önce 13 bin 250 seviyesine yükseldi ancak mayıs ayından itibaren satışlarla 11 bin 170 seviyesine düşmüş durumda. DAX bu sürede yüzde 5 değer kaybetti.

Ancak ekim ayının ikinci yarısında ABD borsaları sert biçimde geri çekilerek yılbaşından bu yana edindiği getirilerin büyük kısmını geri vermiş görünüyor. Şimdi dünya ABD borsalarında yaşanacak satış dalgasının global piyasaları ciddi şekilde negatif etkileyebileceğini konuşuyor.

TCMB’nin 625 baz puanlık faiz artırımı, BDDK’nın Bankaların swap işlemlerine kısıtlamalar getirmesi, Yeni Ekonomik Programı’n açıklanması gibi somut adımlar piyasalardaki panik havasını dindirmiş görünüyor. Son olarak Rahip Brunson’ın serbest bırakılması ise Türkiye-ABD ilişkilerine yönelik yükselen tansiyonun bir miktar düşmesini sağladı ve buna yönelik endişeleri de azalttı. Bunların piyasalar üzerinde etkilerini gördük. Ancak Rahip etkisinin sınırlı kaldığını söylemekte fayda var.

Bakıldığında önümüzdeki süreçte engebelerin halen devam ettiğini söylemek mümkün. İçeride ekonomik anlamda enflasyonun seyri, alınan mücadele tedbirlerinin nasıl ve hangi şiddette etki edeceği önemli olacak. Diğer yandan konkordato ilan eden şirketlerin sayısındaki artışın devam edip etmeyeceği, bu şirketler içerisinde ekonomik dengeleri olumsuz etkileyecek büyüklükte bir şirket olup olmayacağı belirsizlikler arasında bulunuyor. Hükümetin vaat ettiği tasarruf önlemleri ise bütçe üzerinde izlenecek.

ABD ile ilişkiler konusunda ise 4 Kasım tarihinde başlayacak İran yaptırımları konusunda Türkiye’nin muafiyet taleplerinin karşılanıp karşılanmayacağı piyasa için önemli bir durum. Diğer yandan S-400 füzeleri konusu, Rusya ile ilişkilerin ABD tarafında yansımalarının ne şekilde olacağı ve Suriye konusunda ABD ile nasıl bir tutumda olacağımız, Halkbank konusundaki gelişmeler piyasalar için mevcut belirsizlikler arasında. Başka deyişle Rahip Brunson’ın tahliyesi ile Türkiye-ABD ilişkilerinin düzeldiği sonucunu çıkarmak biraz zor görünüyor. Bu konuda yolda pek çok çakıltaşı var.

Piyasalarda en kötü geride mi kaldı sorusuna gelince. Yukarıda belirtilen konularda yumuşak geçişler sağlanırsa en kötünün geride kaldığını söylemek mümkün. Ancak buna ters olarak gerginlikler yaşanır ve tansiyon yeniden yükselirse, bütçe bozulursa, enflasyon dizginlenemezse ve ABD borsalarında sert satış dalgaları görülürse bunu söylemek biraz yanıltıcı olabilir. 

 

 

Hisse Başarıyla eklendi