Perşembenin Gelişi

12.9.2018

Ağustos ayında yaşanan sıra dışı çalkantıyı takiben eylül ayı şimdilik sakin bir seyre sahne oluyor.


İlk yedi işlem gününde döviz sepetinde yüzde 1,6 BIST 100 endeksinde yüzde 0,4 değer kaybı var.

Bu perdenin tek kazandıranı 10 yıl vadeli devlet tahvili. Ağustos sonunda bu enstrümana 100 TL yatıranlar kapitallerini yaklaşık 108 TL’ye yükseltmeyi başardılar.

Yarın kritik gün. TCMB toplantısı var. Saat 14:00’de alınan kararları öğreneceğiz.

Yüksek Ağustos enflasyonunu takiben TCMB geçen hafta net bir faiz artırım sinyali verdi. 

Şimdi piyasalar ne oranda bir faiz artırımı yapılacağını merak ediyor. 

Bazı okurlar ne yine mi faiz artırımı yetmedi mi gözünüz doysun finans dünyası diyebilir.

Finansal piyasalar nominal faiz ile ilgilenmezler. 

Bazı ülkeler için yüzde üç faiz çok yüksek kabul edilir bazısı için yüzde 50 faiz yok hükmündedir. 

Marketlerde dikkate alınan reel yani gerçek faizdir. 

Bu da nominal faiz ile enflasyon oranı arasındaki farktır.  

Türkiye 2015 başında yüzde 7,5 enflasyona sahipken yüzde 8,5 faiz uyguluyordu. 

Bugün faiz oranımız yüzde 19,25 . Uygulanan bu gecelik faizin yıllık bileşiği yaklaşık yüzde 21.

Son açıklanan senelik TUFE oranımız senelik yüzde 17,90 

TCMB anketine göre TUFE’nin 2018 sonunda yüzde 19,60 olması 12 ay sonra yüzde 14’e gerilemesi bekleniyor. 

2019 ilk çeyreği ise yüksek olasılık ile enflasyonun tepe noktaya ulaştığı dönem olacak. Ekonomistler bu perdede enflasyonun senelik % 23-25 aralığını dahi test edilebileceği görüşündeler. 

Biliyorum okurken sıkıldınız. Uzatmayacağım. Enflasyon cephesinde durum karışık. 

Ancak karışık olduğu kadar da önemli.

Türkiye’de enflasyon zirveye ulaştı ve gerilemeye başlayacak beklentisi piyasa aktörlerinin radarında genel kabul görürse kuvvetli bir sermaye girişi sağlama olasılığımız son derece yüksek.

Bu hem borçlarını çevirmekte zorlanan reel sektör aktörlerine varlık satışı fırsatı sunacak hem de gerileyen rezervlerin yükselmesi mümkün hale gelecek.

Sendikasyonlarını çevirmeye çalışan bankaların işi de görece kolaylaşacak.

Biz TCMB‘nin faiz kararı alırken 2018 sonu beklentisi olan % 19,6 oranını referans alacağını varsayalım.

Döviz kurlarında yaşanan sert yükseliş sonrası 20 Ağustos 2018 tarihinden bugüne kullanılmayan haftalık politika faizi % 17,75 seviyesinde.

Yüksek olasılıkla TCMB gecelik fonlamayı bırakıp toplantı sonrası fonlamayı haftalık faiz ile gerçekleştirecek.

Piyasada net bir konsensüs yok.

Bazı aktörler 250-300 bazı aktörler 500-525 baz puan arası bir faiz artırımı bekliyorlar.

Eğer TCMB 525 BP bir faiz artırımına giderse haftalık politika faizi yüzde 23’e yükselecek.

Ancak fiili faiz 525 BP değil 375 BP yükselmiş olacak. Çünkü cari durumda fonlama zaten % 19,25 ile gerçekleştiriliyor.

Haftalık yüzde 23 faizin yıllık bileşiği yaklaşık yüzde 25,5 olur ve sene sonu enflasyonun nominal 6, reel 5 puan üzerinde bir fonlama yeni dönemin tabelası haline gelir. 

PEKİ BU ORANDA BİR FAİZ ARTIŞI 2019 YILINDA ENFLASYONUN DÜŞÜŞE GEÇMESİNİ SAĞLAYABİLİR Mİ ?

Yük sadece TCMB üzerine bırakılmaz ve OVP’de de öncelik enflasyon ile mücadeleye verilirse ben sonuç alınacağı ve enflasyonun 2019 ikinci çeyreğinden itibaren düşüşe geçeceği görüşündeyim.

Bir adım ileri gideyim. Türkiye bu virajı başarı ile dönebilirse iki senedir yükselen faizlerde 2019 ikinci yarısından itibaren kalıcı ve döviz kurlarında artışa neden olmayan indirime gitme imkanı da beraberinde gelecektir.

Bazı okurlar 5-6 puan reel faiz çok değil mi diye düşünebilir. Haklılar çok.

2015 başında enflasyon yüzde 7,5 olduğunda TCMB faizi yüzde 8,5 idi.

Yani faiz enflasyonun sadece bir puan üzerineydi.

Ancak eski camlar bardak oldu. Enflasyon kilo gibi.

Enflasyonu normal olanın faizi de normal oluyor.

Dünyanın büyük bölümünde enflasyon yüzde 3-4 arasında değişiyor.

Bu oranın yüzde 7,5 olması makul bir kilo fazlalığına benzetilebilir.

Yüzde 10- 15 arası enflasyon şişmanlığa yüzde 15 – 25 arası enflasyon obezliğe benzer.

Ötesi ölümcül obezitedir. 15 puan reel faiz dahi yetersiz kalabilir. 

İşte bu nedenle Türkiye’nin obezite tehlikesini bertaraf etmesi ve kur enflasyon faiz sarmalından kurtulması gerekiyor. 

Özellikle son iki yıllık dönem önce döviz kurlarının sonra enflasyonun yükseldiği faizin de yeni enflasyona uygun bir düzeye çıkarıldığı negatif bir döngüye sahne oluyor. 

Bu kaygan zeminde diğer ekonomik göstergelerin bozulmasını beraberinde getiriyor. 

Türkiye ekonomisi bu negatif zincirin ilk halkası olan döviz kurlarındaki yükselişi sona erdirmeyi gereksiniyor. 

Bu başarılamaz ve önümüzdeki aylarda döviz kurlarında yükseliş sürecek olursa enflasyon daha yukarı tırmanacak, faiz oranlarının da yeniden yükseltilmesi ihtiyacı oluşacaktır.

TCMB haftalık politika faizinde 325 BP bir artışa giderek yüzde 17,75 ‘den yüzde 21’e çıkmayı ve fonlamayı bu kanal üzerinden gerçekleştirmeyi yeğlerse fiili faizi ( şu anda fonlama gecelik kanal ile 19,25’den gerçekleştiriliyor ) 175 BP yükseltmiş olur. 

Döviz kurlarında kalıcı yüzde 10-12’yi bulabilecek bir geri çekilmeye davetiye çıkartacak bir politika seti her şey bir yana ülke olarak moralimizin yerine gelmesine yardımcı olur.

Moral deyip geçmeyin. Moral kimi zaman her şeydir. Haftaya buluşmak dileği ile.

PUSULA – ABONELİK

Pusula Bigpara’da yayınlandığında haberdar olmak ve ücretsiz olarak tüm posta pusula gönderilerine yayınlandığı anda ulaşmak için abone olabilirsiniz http://pusulaninotesi.com/posta-pusula/

 

 

Hisse Başarıyla eklendi