Grafiklerden fal tuttum

17.9.2017

Geçen hafta geleneksel yatırım seçeneklerinden altın ve borsa değer kaybederken dolar % 0,8 değer kazandı. Euro Türk Lirası karşısında yatay seyrederken banka endeksi düşen borsanın parlayan yıldızı olarak öne çıkıp yatırımcısını sevindirdi.


Yarıladığımız Eylül ayının şu ana kadarki performanslarına bakarsak dört büyükler diyebileceğimiz altın, borsa, dolar ve euro’nun ailece değer kaybettiğine şahit oluyoruz.

Bugün Pusulada gerek eylül ayının devamına gerek kasım sonuna kadar olan perdeye bu dörtlü adına grafiklerden de yararlanarak senaryo üretmeye çalışacağım.

Teknik analiz büyülü bir dünya. Fanatikleri ona gönülden bağlı. Ben grafiğe bir bakarım zaten her şeyi anlarım gerisi teferruat diyen fanları var.

Eski okurlar bilir ben teknik, temel ve takvim analizin eş güdümle kullanıldığında çok boyutlu ve daha isabetli sonuçlar verdiğine inanırım.

Fanatizmin & duygu bağının yeri tribünler. Teknik analizi putlaştırmak doğru değil.

TAKVİMDE NELER VAR ?

Türkiye özeline yönelik piyasa etkisi yaratabilecek ilk madde 19-20 Ekim tarihli AB liderler zirvesi.

Bu toplantıdan Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin sona erdirilmesi kararı çıkar mı ? Neredeyse imkansız.

Çünkü hem oy birliği gerekiyor hem de Avrupa penceresinden Türkiye ile süren anlaşmazlıklara bakarsak sarı kart kullanmadan direkt kırmızı karta müracaat etmek dış politikanın doğasına aykırı.

Sarı kart çıkar mı ?

Yani AB Türkiye ile müzakereleri askıya alma kararı verebilir mi ? Bu karar için oy çokluğu yeterli. Buna rağmen bence olasılığı % 35. 
Yani favori senaryo olmamakla birlikte şansı olan bir seçenek. Sarı kart yerine sert eleştirilerin süslediği bir uyarı daha olası.

Bu konudaki belirsizlik 19-20 ekim tarihinin piyasa radarına girmesi ile birlikte ölçülü & geçici negatif etki gösterme potansiyeli taşıyor.
Neden geçici & ölçülü ?

Türkiye’nin AB üyesi olmayacağının yerli yabancı herkes farkında. Olmayacak düğünün sözü nişanı sürse ne olur sürmese ne olur bakışı baskın aslında.

Madem öyle bu faktörü geçelim etkisi sıfır olur diyebilir miyiz ? Bence diyemeyiz.

AB var olan ekonomik yapıda Türkiye’nin en büyük müşterisi. Dile kolay ihracatın yarısını Avrupa’ya gerçekleştiriyoruz. Hangi ticari işletme bu ağırlıktaki bir müşteriye yok muamelesi yapabilir.

Türkiye – Almanya gerilimi vites arttırdıkça bir restleşme olur ve Avrupa Türkiye’ye geniş kapsamlı bir ekonomik yaptırım uygulamaya kalkar mı kuşkusu tetikleniyor.

İşin bu noktaya evrilmesinin çok güç olduğunun tüm piyasa aktörleri farkında.

Ama hem bir ne olur ne olmaz ihtiyatı hem de zirve arifesinde haber akışının nane molla gelişeceği beklentisi 19 Ekim’i yaklaştıkça yurtiçi piyasalar üzerine etkisi artabilecek bir dezavantaj haline getiriyor.

Takvimin ikinci manşeti ABD vergi reformu

Bence Trump’ın bu konuda muradına erme ihtimali yüksek. Önümüzdeki hafta detaylar açıklanacak ve en geç yılsonunda yasanın kongreden onay alması hedefleniyor.

Vergiler düşerse ABD ekonomisi hızlanır, ekonomi hızlanırsa onu frenlemek ve talep yönlü bir enflasyona neden olmasını engellemek için FED de faiz artırımlarını sürdürür.

Bu varsayımı referans alırsak yılın son üç ayında USD’nin dünya genelinde talepli seyretmesi daha olası.

BORSA İSTANBUL

Takvimde yer alan gerek AB zirvesi gerek ABD vergi reformu BIST için negatif beklentiler. ABD ile ilişkilerin de yolunda gitmiyor olması cabası.

Dokuz aylık bir ralliyi takiben Eylül ayının satıcılı başlaması ağırlıkla bu takvim seti ile ilgili.

BIST 100 endeksi geçen haftayı 107.741 puan ile tamamladı.

105.500 – 106.000 bandı bu hafta özelinde etkili olma şansına sahip yakın destek seviyesi. İçeride veya dışarıda major bir faktör değişikliği ile karşılaşılmadıkça ilk denemede aşağı geçilmesi kolay değil.

Bununla birlikte alım fırsatı kovalayanlar adına borsa ile 19 Ekim arifesine veya Kasım sonuna randevulaşmak daha güvenli.

Çünkü 105.500-106.000 bandı kısıtlı yukarı yönlü ataklara adres teşkil edebileceği gibi stop loss yöntemi uygulayanların panik atağı ile pekala aşağı da geçilebilir.

İşte hele de bu hafta özelinde böyle bir kırılma ile karşılaşırsak BIST’in bir çırpıda 100,000 puana kadar savrulması ( sonrasında da 95.000 civarına gerilemesi ) mümkün.

Baz senaryom olan Kasım sonuna kadar olan kesitte BIST 95.000 puan civarına gerileyerek cazip bir alım fırsatı sunabilir görüşü geçerliliğini koruyor.

Ancak Eylül & Ekim perdelerinde en düşük hangi seviye test edilebilir sorusuna hele de bir pazar yazısında senaryo üretmek güç.

Ya satış fırsatı kollayanlar?

109.000 – 110.500 bandının Kasım sonuna kadar olan perdede geçilmesinin zor olduğunu düşünüyorum.

BIST’de yukarı yönlü ara dalgalarda hangi sektörün şansı görece daha yüksek olur derseniz yakın vadeli işlemlerde bankaların bir adım önde kalmayı sürdüreceği ve ara sokaklarda daha tercih edilir konumda kalacağı görüşündeyim.

HANGİ HİSSE SENEDİ YATIRIM İÇİN DAHA UYGUN?

Grafiklerden fal tutmak, dedikodularda derman aramak veya ekranın karşısına geçip hissetmeye çalışmak hisse senedi tercihlerinde doğru sonuçlar için yeterli olmuyor.

Yabancı yatırımcıların yaptığı gibi iyi bir şirkete şartları görece kötü ve fiyatı yeterince ucuzken yatırım yapmak bu şirket değerini bulunca da vedalaşmak en güvenli yöntem.

Ancak bunu yapabilmek için her şeyden önce şirketin mali tablolarını inceleyip ederini hesaplamak ucuz veya pahalı diyebilmek gerekiyor. Bu manipülatif tuzaklardan korunmanın da en kestirme yolu.

Bunu yapamam mali analizden hiç anlamıyorum diyenlere iyi bir haberim var.

Hiç finans bilgisi olmayanların da öğrenebileceği ve gün sonunda bir şirketin değerlemesini yapabilir hale geleceği hisse senedi seçimi eğitimini 23 Eylül Ctesi günü İstanbul’da gerçekleştireceğim.

Şirket seçimi için sadece mali analiz tabii ki yeterli değil. Başta relative teknik analiz ve piyasa gelenekleri olmak üzere seçim için gerekli diğer yeterliliklere de sahip olmaya ihtiyaç var. Yedi saat süreli hisse senedi seçimi eğitimi bu gereksinimleri de içeriyor.

Bilgi & kayıt için web sitemizi inceleyebilir Akademi Pusula ( 530 566 67 16 ) ile iletişime geçebilirsiniz.

http://pusulaninotesi.com/hisse-senedi-secimi/

DÖVİZ CEPHESİ

Vergi reformuna yönelik beklentiler ve dünya genelinde makul bir iskontoya kavuşması nedeniyle USD’nin önümüzdeki 2-3 aylık perdede talepli bir seyre sahne olabileceği yönündeki görüşümü koruyorum.

Şubat ayından bugüne Türkiye’de de dünyaya paralel seyreden USD bu ahengi koruyabilirse 3,63 civarına yükselebilir.

Ahengi açalım. 2016 yılında USD dünyada % 5 yükselirken Türkiye’de % 20 değer kazanmıştı.

Bu farkın yarısı demoklesin kılıcı gibi dövize yönelenler için tehdit olmaya devam ediyor ve TL temel olarak % 6-7 kadar pozitif ayrışma olanağını koruyor.

AB faktörü bu ayrışmanın önümüzdeki dört haftada gerçekleşmesini engelleyebilir mi ? Bu soruya keskin bir yanıt üretmek güç olmakla birlikte en azından yakın vadede bu ayrışmanın gerçeklemesi sürpriz olur.

Destekler nerede derseniz?

USDTL’de 3,40 seviyesini güçlü 3,35-3,36 bandını çok güçlü destekler olarak görüyorum.

Ya Euro ? ECB’nin 26 Ekim tarihli toplantısı ufuktaki haber. Ama pozitif mi negatif mi tartışılır.

Medyaya sızan hali doğru ise ve Avrupa Merkez Bankası Ocak 2018 ‘de varlık alımını 60 milyar euro’dan 40 milyara Temmuz ayında da 20 milyara düşürecek 2018 boyunca hiç faiz artışı yapmayacaksa bence bu ralli 2017 özelinde euro’ya yeter.

Bir sonraki adım olan varlık alımlarının sıfırlanması ve 2019 yılında faiz artırımının başlayacak olması en erken 2018 ikinci çeyreğinin ( vakadan 9 ay kadar önce ) konusu olmaya aday.

26 Ekim’de yukarıdaki pakete muadil bir karar seti Euro’da bırakın değer artışına neden olmayı beklenti bitti satışlarına dahi neden olabilir.

Bu bakıma EURTL cephesinde 4,15 seviyesinin güç kazanan bir dirence dönüştüğünü Euro pozitif veya TL negatif bir haber akışının öne çıkması senaryosunda dahi yukarı yönlü seyahatin 4,25 civarından öte adreslere yelken açmasının güç olduğunu düşünüyorum.

Hangi seviye destek derseniz euro yılın ilk çeyreğinde çok cazipti. Ancak güncel değeri ile çekiciliğini yitirdiği ve yarışın bundan sonraki parkurlarında geri sıralara düşme riski içerdiği görüşündeyim.

ALTIN CEPHESİ

Gram fiyata bakarsanız geride kalan sekiz ay 146 TL civarında sakin bir seyre sahne oldu. Altına yönelenler dolardaki kadar hırpalanmadı.

Ancak her ne kadar cari fiyat değişmediyse de mevduat getirisinden mahrum kaldıkları için altın alanlar bu perdede reel olarak % 8 zarardalar.

Bu yatay seyrin sonuna geldik ve gemi limandan ayrılacak mı derseniz evet ben birkaç hafta içinde altında dalgalanma bandının değişebileceği görüşündeyim.

Yönü ?

Vergi reformuna bağlı olarak USD’yi pozitif beklediğim için altının önümüzdeki birkaç ay ana rotasının aşağı olabileceğini ve gram fiyatta 140 TL ( belki 135 TL ) ons altında 1200 $ ( belki 1135 )  civarının test edilebileceği görüşündeyim.

Bu alım fırsatı olur mu ? Prensip olarak evet. Ama daha kapsamlı bir değerlendirmeyi bu geri çekilme yaşanırsa o günün şartlarında gerçekleştirmek daha doğru. Haftaya buluşmak dileği ile...

 

Hisse Başarıyla eklendi