Fed faiz indirdi, sonuçları ne olur?

31.10.2019

Fed Açık Piyasa Komitesi (FOMC) bu yıl gerçekleştirdiği yedinci para politikası toplantısında faizi 25 baz puan indirerek Fed fonlama faiz oranı hedef aralığını yüzde 1.25-1.75‘e çekti.


Bir sene öncesine kadar ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı her FOMC faiz kararı toplantısından sonra basın konuşması yapmıyordu. Aslında ekim ayında yapılan FOMC toplantılarında da piyasayı çok etkileyen faiz kararları alınmamasının arkasındaki sebeplerden biri de buydu. Piyasa oyuncuları ve ekonomistler daha çok basın toplantısının izlediği aralık ayı kararına odaklanırlardı. Ancak 2018 Haziran ayında alınan bir kararla 2019 yılı itibariyle her FOMC toplantısından sonra Fed Başkanının basın konuşma yapması zorunluluğu getirildi. Bu sene ise piyasalar Fed’in yüzde 95 olasılıkla faizlerde 25 baz puan indirime gideceğini bekliyordu. Piyasalar haklı çıktı. Normalde beklenti dâhilinde gerçekleşen gelişmelerde piyasalarda ciddi hareketler görmeyiz ancak bu sefer Fed’in aldığı karardan sonra dolar endeksinde (DXY) ciddi bir düşüş yaşandı ve gelişmekte olan piyasalar olumlu tepki verdi. Dolar endeksi yüzde 0.4 düştü, Dolar kuru bir günde yüzde 1 düşerek 5.70 TL seviyesini gördü.

Fed Başkanı Jerome Powell’ın faiz kararı toplantısından sonra çıktığı basın konuşmasında verdiği bilgiler önemliydi. Yapılan basın toplantısında en ilgimi çeken soru CNN’den geldi. Genelde ekim ayı faiz kararlarına alışık olmayan bir soru olduğu belliydi: “Madem şu anki ekonomik görünümde en uygun hedef faiz aralığının yüzde 1.25-1.75 olduğunu düşünüyorsunuz neden bu faiz indirimi için altı hafta bekleyerek Aralık ayı toplantısında yapmadınız?”. Jerome Powell hukuk ve politika alanlarında eğitim gördüğü için konuyu anlatırken biraz zorlanıyor ancak inandırıcı bilgiler veriyor. Bu soruya da “Faiz indirimi yönünde oylama kuvvetliydi, alınması gereken en doğru aksiyon buydu” şeklinde cevap verdi ki tüm ekonomik verileri değerlendirdiklerinde gerçekten en doğru zamanlamanın ekim ayı olduğu fikrinde uzlaşıyorsunuz.

Bundan sonra Fed’in takip etmesi gereken risklerin arasında Brexit, Çin ile ticaret anlaşması ve bir türlü yükselmeyen enflasyon beklentileri var. Powell toplantıda global ortamda dezenflasyon riskine değinerek, ABD ekonomisinin de bu riskin dışında olmadığını söyledi. Kronik bir düşük enflasyon görünümü, her ne kadar bir Türk vatandaşının kulağına çok hoş gelebilecek olsa da, aslında denge dışında kalan her konuda olduğu gibi sorun yaratır. Japonya gibi ekonomilerde yaşanan deflasyon sorununun yüksek enflasyondan bile daha kötü olduğunu iddia eden bilim insanları vardır. Dezenflasyon fiyat seviyesi artış hızında azalma anlamına gelirken deflasyon negatif enflasyon demektir. Dün Jerome Powell’ın ABD için bahsettiği ve hâlihazırda bulunduğuna inandığı risk dezenflasyon riskidir. Her ne kadar fiyatlardaki düşüş olumlu olarak addedilse de ABD ekonomisi için kendi bulunduğu konjonktürde sağlıklı ekonomiye işaret eden enflasyon oranı yüzde 2’dir. Bu oran büyüme sorunun kronikleşmemesi açısından önemlidir. ABD’de hem tüketici enflasyonu hem de Fed’in takip ettiği kişisel tüketim harcamaları endeksi yıllık artış hızı şu anda yüzde 2 seviyesinin altında. Bu bağlamda Fed genişlemeci para politikasına devam edecek. Powell’ın verdiği tarihler açısından kısa vadeli hazine kâğıdı alımlarına 2010 yılının ikinci çeyreğine kadar devam edecek olacaklarını ve geçici açık piyasa işlemlerini (repo operasyonlarını) ocak ayı sonuna kadar sürdüreceklerini belirtmesi önemliydi.

Alınan bu kararlar Türk lirası piyasasına olumlu yansıyacak. Şimdilik TL açısından risk 13 Kasım tarihinde yapılması beklenen Trump-Erdoğan görüşmesi olarak duruyor. Eğer bu görüşmenin ya da görüşme olmamasının yaratacağı risk ortadan kalkarsa Türk Lirasına daha fazla değerlenme bekleyebiliriz.

 

 

Hisse Başarıyla eklendi