2019 Yılına Başlarken Piyasalar

2.1.2019

Yeni yılınızda karşılaşacağınız yenilikler arasında ekonomi ve finans üzerine yazılarıma devam edeceğim haberiyle, güzel bir yeni yıl geçirmeniz dileğiyle, edinmek isteyeceğiniz, 2019 yılbaşında dünya ekonomisi hakkında genel bir görüşümü vererek başlayalım.


Geçtiğimiz yıl gelişmekte olan ülke piyasaları için risk dolu idi. Gelişmekte olan ülke piyasaları için bu risklerin 2019 yılında tamamen bittiğini söylemek doğru olmayacaktır. Bu piyasalarda en son tansiyon ABD-Çin arasındaki ilişkilerden dolayı artmıştı. Ticaret savaşında görülen gümrük vergisi artışı ve bunun sonucunda dünya ticaretinde oluşacak bir bozulma -dünya ticaretinde bir çöküş- 2019 yılında da gelişmekte olan ülke piyasaları için söz konusu en büyük risklerden biri olma mahiyetini taşıyor.

Olumlu tarafta ise, bu ticaret görüşmelerinde ciddi bir ilerleme kaydedilme potansiyeli olduğunu belirtmek gerek. Ticaret savaşındaki 90 günlük ateşkesin (90 gün boyunca yeni gümrük vergisinin getirilmemesi) süresi uzatılabilir. Gümrük vergilerine getirilecek böyle bir mola iki ülkenin de işine gelecektir. En nihayetinde yeni vergiler hem ABD tüketicisinin ürünlerine direk etki ediyor hem de Çin ‘in ekonomik yavaşlama problemiyle olan mücadelesini zora sokuyor. Çin ve ABD yönetimi odağının ticaret savaşlarından başka bir konu üzerine yoğunlaşması (örneğin sınır güvenliğine vs.)  gelişmekte olan ülke piyasalarındaki riski de azaltacaktır. Piyasa fiyatlamalarını öngörmek için, gelişmekte olan ülke piyasalarında bir taraftan riskten bahsederken diğer tarafta global risk iştahından da bahsetmemiz gerekecek. Zira gelişmekte olan ülke piyasalarındaki fiyatlamaları global risk iştahı da belirleyecektir.

Gelişmekte olan ülkeler için risk iştahındaki görünümü değerlendirirken özellikle son iki-üç yılda daha da fazla göz önünde bulundurulan faktörler var, bu endikatörleri bu sene de yakından izleyebilirsiniz.

Burada sayacağım bu faktörlerin ve endikatörlerin çoğu gelişmekte olan ülke piyasaları risk iştahında, şimdilik, olumlu bir görünüm veriyor. Bu endikatörler:

1-ETF akışları (Borsa Yatırım Fonu akışları), global gelişmekte olan ülke ETF’lerine net talep akışı (son bir aylık)

2- Petrol fiyatları, WTI fiyatındaki değişim (son bir aylık)

3-Navlun ücretleri, Shangai konteyner nakliye fiyatı endeksindeki değişim (son iki aylık) ve Baltık Kuru Yük Endeksi (son iki aydaki değişim)

4-Döviz Kuru Riskinde Terse Dönüş (risk reversal), Gelişmekte olan ülkeler ortalama döviz kurunda üç aylık 25-delta risk reversal (son bir aydaki değişim)

5-Sanayi ürünleri, Endüstriyel emtia fiyatlarında ortalama fiyat değişimi (son bir aydaki değişim)

Tüm bu yukarıda saydığım endikatörler gelişmekte olan ülkeler için risk iştahında artışa, yani olumlu görünüme işaret ediyor. ETF’lere olan talep risk iştahında artışın göstergesi, artan navlun ücretleri gelişmekte olan ülkelerde ihracat artışının habercisi, düşük risk reversal gelişmekte olan ülke para birimlerine olan risk algısının düştüğünün habercisi, son olarak hem düşen petrol fiyatları hem de emtia fiyatları gelişmekte olan ülkeler için risk iştahının artacağına işaret ediyor. Bu endikatörler, geçtiğimiz iki yılda da gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülke borsa performansı arasındaki farkı görebilmek açısından önemli belirleyiciler oldu. Navlun ücreti dışındaki endikatörlerde son bir aylık değişimi, navlun ücretinde ise son iki aylık değişimi izlemek beklentilerinizi yönetmek açısından net bir görünüm verebilir.

Yazı boyunca gelişmekte olan ülke piyasalarındaki riskler ve gelişmekte olan ülke piyasalarına olan risk iştahı dedim. Her ne kadar bunlar, medyada ya da akademik makalelerde çok fiyakalı deyimler gibi görünse de aslında konu vatandaş açısından bu deyimlerin fiyatlara etkisi olacaktır. Günümüz dünyasında Türkiye piyasalarının dış dünyadan farklı olarak hareket etmesine imkân yok.

Risklerin artması, örneğin ticaret savaşlarının devam etmesi, Türkiye’nin de aralarında olduğu gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde kayba sebebiyet verirken, yukarıda belirttiğim beş faktördeki gelişim risk iştahında artışa işaret ettiğinden bu bir bakıma likiditenin artarak söz konusu (aralarında Türkiye’nin de olduğu) gelişmekte olan ülkenin faizi ve kurunda düşüşe sebebiyet verir diyebiliriz. Normal şartlarda, sadece global risk iştahı ve gelişmekte olan ülkeler açısından riskler üzerinden değerlendirdiğimizde bir önceki cümlenin sonunda belirttiğim sonuca varabiliriz ancak piyasa fiyatlarını belirleyen başka faktörler de var, bunlara gelecek yazılarımda değineceğim.

 

 

Hisse Başarıyla eklendi